“Amme yetesaelune” (Birbirlerine neyi soruyorlar?) hitabıyla başlayan bu sure, kıyamet gününün “Mühim haberini” insanlığa haber vererek Allah’ın kudretini ve ahiret hakikatini anlatır. Nebe suresi olarak bilinir fakat birinci ayetteki Amme, ayrıca Tesaül ve 14. ayetteki Musırat isimleriyle de anılır. Allah bu surede yaratılışın delillerini idrak edenler için bir bir sıralar ve Rabbimizin nimetlerine şükretmeyi öğütler. İçinde yaşadığımız evren, Allah tarafından nizami bir şekilde yaratılmıştır. Gökyüzünün sağlamlığı, yerin döşek kılınması gibi nimetler, O’nun rahmetinin ve azametinin bir tezahürüdür. Ayrıca Cennet ve Cehennem’in sure içinde birlikte zikredilmesiyle müminler ibadete, kafirler ise tevbeye çağrılır.
Kuran-ı Kerim’in 96. suresi olan Alak suresi; Mekke’nin Hira Mağarası’nda, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) Cebrail (a.s.) vasıtasıyla inmiştir. Alak suresi “oku” emriyle başlar ve Allah’ın insana bahşettiği akıl ve idrak nimetine işaret eder. Allah’ın yaratan, terbiye eden ve ilimle donatan sıfatlarını anlatarak müminleri kainata bu nazardan bakmaya çağırır.
Kadir suresi, Kadir Gecesi’nin bin aydan hayırlı olduğunu müjdeleyerek o gecede Kuran’ın inişini ve Allah’ın rahmetinin tecellisini haber verir. Kadir suresi, meleklerin ve Cebrail’in (a.s.) o gece yeryüzüne her türlü hayırlı iş için indiklerini bildirir. Rabbimizin lütfuyla, bu geceyi idrak eden kullar için mağfiret ve bereket kapıları ardına kadar açılır.
Tebbet Suresi, Ebu Leheb ve karısı Ümmü Cemil’in, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) karşı sergiledikleri düşmanlığın karşılığında helak olacaklarını söyler. Resulullah’a (s.a.v.) hakaret eden bu müşriklerin, ne mallarının ne de kazançlarının kendilerini kurtaramayacağı bildirilir. Sure, “Tebbet yeda” bedduasıyla başlayarak, zalimlerin dünyada ve ahirette ziyana uğrayacağını açıkça ortaya koyar.
Kevser Suresi, Allah’ın Resulullah’a (s.a.v.) verdiği nimetleri bildirdiği ve müşriklerin alaylarına karşı verdiği ilahi bir cevaptır. “Kevser” ile cennetteki eşsiz havuzunun yanı sıra, Peygamberimize bahşedilen manevi nimetler kastedilir; bu nimetlere şükür olarak da namaz ve kurban emredilir. Bu nimetler Hz. Muhammed’in nezdinde ümmetine de vaad edilmiş, karşılığında yapılması istenenler ümmete sorumluluk olarak yüklenmiştir.
Kuran-ı Kerimde, gecenin karanlığında gizlenen şer ve kötülüklerin varlığından bahsedilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de ümmetine uyku öncesi dualarla Allah’a sığınmayı nasihat etmiştir. Uyku duaları Resulullah’ın (s.a.v.) gecenin tehlikelerinden korunmak için öğrettiği ve Allah’ın kudretine ve rahmetine sığınmamızı sağlayan bir rahmet vesilesidir. Bu dualar bebekler, çocuklar, büyükler kısaca her yaştan insanı; şeytanın vesvesesinden, cinlerin ve insanların şerrinden muhafaza ederken geceyi huzurla geçirmesini sağlar.
Resulullah’ın (s.a.v.) ümmetine öğrettiği sabah duası, gün boyu Allah’ın kudretine sığınmamızı sağlar. Nitekim Hz. Muhammed kim akşamleyin üç defa aşağıdaki duayı okursa, sabaha kadar ona anî bir bela isabet etmez. Kim de bunu sabah üç kere okursa, akşama kadar ona anî bir bela isabet etmez, diye buyurmuştur. Gerek hadislerle sabit olan kısa dualar, gerekse Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sabah ve akşam okuduğu dualar, gündüz ve gece insanı görünen ve görünmeyen kötülüklerden korumaya vesiledir.
Kuran-ı Kerim’in kırk sekizinci suresi olarak, Hicret’in altıncı yılında Medine’de, Hudeybiye Antlaşması'nın akabinde nazil olmuştur. Resulullah’ın (s.a.v.) “Bu gece bana öyle bir sure indirildi ki, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” buyurarak övdüğü bu sure, müminlere sabrın sonunda ilahi yardımın yakın olduğunu anlatır. Yirmi dokuz ayetten müteşekkil bu sure, Allah’ın kudretini, müminlere cennet vaadini ve kâfirlere azabını haber vererek hak ile batılı kesin bir şekilde ayırır. Alimler, Fetih Suresi okumanın gönülleri ferahlatıp zorlukları kolaylaştırdığını, Allah’ın izniyle şifa ve bereket kapıları açtığını nakleder.