Kevser Suresi, Allah’ın Resulullah’a (s.a.v.) verdiği nimetleri bildirdiği ve müşriklerin alaylarına karşı verdiği ilahi bir cevaptır. “Kevser” ile cennetteki eşsiz havuzunun yanı sıra, Peygamberimize bahşedilen manevi nimetler kastedilir; bu nimetlere şükür olarak da namaz ve kurban emredilir. Bu nimetler Hz. Muhammed’in nezdinde ümmetine de vaad edilmiş, karşılığında yapılması istenenler ümmete sorumluluk olarak yüklenmiştir.
Kuran-ı Kerimde, gecenin karanlığında gizlenen şer ve kötülüklerin varlığından bahsedilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de ümmetine uyku öncesi dualarla Allah’a sığınmayı nasihat etmiştir. Uyku duaları Resulullah’ın (s.a.v.) gecenin tehlikelerinden korunmak için öğrettiği ve Allah’ın kudretine ve rahmetine sığınmamızı sağlayan bir rahmet vesilesidir. Bu dualar bebekler, çocuklar, büyükler kısaca her yaştan insanı; şeytanın vesvesesinden, cinlerin ve insanların şerrinden muhafaza ederken geceyi huzurla geçirmesini sağlar.
Resulullah’ın (s.a.v.) ümmetine öğrettiği sabah duası, gün boyu Allah’ın kudretine sığınmamızı sağlar. Nitekim Hz. Muhammed kim akşamleyin üç defa aşağıdaki duayı okursa, sabaha kadar ona anî bir bela isabet etmez. Kim de bunu sabah üç kere okursa, akşama kadar ona anî bir bela isabet etmez, diye buyurmuştur. Gerek hadislerle sabit olan kısa dualar, gerekse Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sabah ve akşam okuduğu dualar, gündüz ve gece insanı görünen ve görünmeyen kötülüklerden korumaya vesiledir.
Kuran-ı Kerim’in kırk sekizinci suresi olarak, Hicret’in altıncı yılında Medine’de, Hudeybiye Antlaşması'nın akabinde nazil olmuştur. Resulullah’ın (s.a.v.) “Bu gece bana öyle bir sure indirildi ki, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” buyurarak övdüğü bu sure, müminlere sabrın sonunda ilahi yardımın yakın olduğunu anlatır. Yirmi dokuz ayetten müteşekkil bu sure, Allah’ın kudretini, müminlere cennet vaadini ve kâfirlere azabını haber vererek hak ile batılı kesin bir şekilde ayırır. Alimler, Fetih Suresi okumanın gönülleri ferahlatıp zorlukları kolaylaştırdığını, Allah’ın izniyle şifa ve bereket kapıları açtığını nakleder.
Duha Suresi, Kuran-ı Kerim’in doksan üçüncü suresi olup Mekke döneminde inen ve on bir ayetten oluşan bir suredir. Kuşluk vakti anlamına gelen “Duha” kelimesiyle başlayan bu sure, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) vahyin kesintiye uğradığı zor bir dönemde inerek onu teselli etmiş ve Rabbimizin sonsuz desteğini müjdelemiştir. Allah-u Teala, Habibini asla terk etmediğini ve ona darılmadığını söylemiştir. On bir ayetten müteşekkil bu kısa ama hikmetle dolu sure, Hz. Peygamber’in yetimlikten risalete, darlıktan varlığa uzanan hayat safhalarını hatırlatarak, Allah’ın lütfunu anlatır bize.
Fatiha Kuran-ı Kerimin ilk suresidir. “Fatiha-ı Şerife” ve “Ümmü’l-Kitab” gibi isimlerle anılan bu sure, yedi ayetinde Allah’ın birliğini, merhametini ve ahiret gününün yegane hakimi olduğunu bildirir. Resulullah (s.a.v.) Fatiha’yı Kuran-ı Kerim’in en büyük suresi nitelendirmiş, böylece onun eşsizliğini bizlere göstermiştir. Sahabe-i kiramın naklettiği üzere, bu sure her derde deva, her kalbe şifa sunan bir rahmet pınarıdır. Namazın her rekâtında okunması farz kılınan Fatiha, müminin Rabbine yönelişinin, hamd ve dua ile O’na sığınışının en güzel tezahürüdür.
Tesbih duası, halk arasında müstakil bir dua olarak anılsa da aslında namaz sonrası yapılan tesbihatı ifade eder. Bu tesbihat Resulullah’ın (s.a.v.) ümmetine miras bıraktığı, namaz ibadetini tamamlayan ve Allah’a zikir ve hamd ile yaklaşmayı sağlayan bir sünnettir. Tesbihat, namazın ardından okunan selam duası, salavat, Ayetel-Kürsî ve belirli sayılarda çekilen “Sübhânallah”, “Elhamdülillah” ve “Allahu Ekber” tesbihleriden oluşur.
Mülk Suresi, Kuran-ı Kerim’in altmış yedinci suresi olarak Allah-u Teala’nın kâinat üzerindeki eşsiz kudretini ve mutlak hâkimiyetini anlatır. Mekke’de nazil olan bu sure, “Tebârekellezîy biyedihilmulku” kelamıyla başlayarak her şeyin yegâne sahibinin Allah olduğunu bildirir ve kulun Rabbine karşı acziyetini hatırlatır. Hz. Muhammed de (s.a.v.) “Bu sureyi okuyun, zira o kabir azabından kurtarıcıdır” buyurarak surenin faziletini vurgulamıştır.
Kuran-ı Kerim’in rahmet ve ikaz yüklü bir kelamı olarak, Mekke’nin zorlu günlerinde inmiştir. Allah-u Teala’nın kâinattaki kudretini ve ahiret yurdunun gerçeklerini açık bir şekilde anlatarak insanları uyarır. Dünyada işlenenlerin ahirette herkesin karşısına çıkacağını bildirerek, iyilerin güzelliklere kavuşacağını, kötülerin ise azaba düçar olacağını söyler.