Afrika’da kurban bağışlarının daha uygun fiyatlı olmasının temel sebebi, bölgedeki hayvancılık maliyetlerinin düşük olmasıdır. Yem, işçilik ve bakım giderleri Türkiye ve Avrupa’ya kıyasla daha azdır. Ayrıca yerel pazarlardan temin edilen büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, lojistik açıdan daha ekonomik şekilde tedarik edilir. Bu durum, bağış bedellerinin düşmesine imkân tanırken, ibadetin sahihliğini etkilemez. Uygun fiyat, kalitesizlik değil; bölgesel ekonomik şartların doğal bir sonucudur.
Afrika’da kurban bağışı yaparken en önemli kriter güvenilirliktir. Bağış yapılacak kurumun resmi kayıtlarının olması, geçmiş faaliyetlerinin şeffaf şekilde paylaşılması ve kesim sürecini belgelemesi gerekir. Güvenilir dernekler, kurban kesimlerini İslami usullere uygun şekilde gerçekleştirir ve bağışçılara video ya da rapor sunar. Ayrıca organizasyonun yıllardır sahada aktif olması ve bağışların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması da önemli bir göstergedir.
Vacip kurban, Kurban Bayramı’nın ilk günü bayram namazından sonra başlayarak üçüncü günün akşamına kadar kesilebilir. Hanefi mezhebine göre kesim süresi bayramın 3. günü güneş batımına kadar devam eder. Bu süre içerisinde kesilmeyen kurban ibadeti yerine getirilmemiş olur ve bedelinin sadaka olarak verilmesi gerekir. Bu nedenle vekaletle kurban bağışı yapılacaksa, kesim zamanına dikkat edilmesi büyük önem taşır.
Afrika’da kurban kestirmek dinen caizdir. Kurban ibadetinde önemli olan, hayvanın İslami şartlara uygun olması ve kesimin usulüne göre gerçekleştirilmesidir. Kurbanın kesildiği yer değil, niyet ve uygulama esastır. Vekalet yoluyla farklı ülkelerde kurban kestirmek, İslam alimleri tarafından uygun görülmüştür. Bu sayede hem ibadet yerine getirilir hem de ihtiyaç sahiplerine ulaşarak sosyal dayanışma sağlanır.
Kurban ibadeti, Hanefi mezhebine göre belirli şartları taşıyan Müslümanlara vaciptir. Akıl baliğ, temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan ve yolcu olmayan kişiler kurban kesmekle yükümlüdür. Diğer mezheplerde ise kurban sünnet-i müekkede olarak kabul edilir. Bu nedenle “farz mı, vacip mi?” sorusunun cevabı mezheplere göre değişmekle birlikte, Hanefi mezhebinde güçlü bir yükümlülük olarak kabul edilir.